Ebeveyn Olmak

Geleceği Oluşturan Çocuk Yetiştirmek

Geçtiğimiz günlerde Fide Okulları’nın organizasyonuyla düzenlenen bir sohbette Ali Koç ve Serdar Kuzuloğlu’nun eğitimin geleceği ve sosyal medya çağında ebeveyn olmak hakkındaki görüşlerini dinledik. Aldığımız notları sizlerle de paylaşmak istiyoruz.

Eğitim Sistemi ve Ebeveyn İlişkisi

Ali Koç’a göre eğitim konusunda dünyanın her yerinde sorunlar yaşanıyor. Eğitimin aslında bu kadar kaygı duyulması gereken bir konu olmamalı. Okullardan beklenti çok yüksek. Oysa hayatın gerektirdiği yetkinlikleri okul dışında aramamız gerekiyor.

Ali Koç asıl problemin Z kuşağı olarak adlandırılan şimdinin çocuklarında değil, X kuşağıyla yani bizimle ilgili olduğunu düşünüyor. “Çünkü bu kuşak eğitimde hem travmaları, hem güzellikleri yaşamış bir kuşak ve bu ebeveynler iş hayatına girdiklerinde kendi güçlü ve zayıf yönlerini gördüler. Örneğin ingilizceleri iyi değilse “çocuğum iyi ingilizce öğrensin” diyor. 40’lı yaşlara gelenler kendilerinde bir sürü şeyi keşfettiler, acaba bu çocukken keşfedilse daha iyi olmaz mıydı deyip kendi çocuklarına dönüyorlar. X, Y, Z vs. diye çocukları gruplara ayırıyoruz. Aslında günümüz imkanları göz önüne alındığında nesilleri net iki gruba ayırabiliriz; internet erişimi olanlar ve olmayanlar! Dil bilmek çocuğun temel ihtiyacı değil ama yaratıcılık temel ihtiyaç. Eğitim felsefeyle başladı. Dolayısıyla paradigmayı değiştirmek gerek. Bugün verdiğiniz akademik eğitim, gelecekte hiçbir işe yaramayabilir. Çocuklara verilecek eğitimde yeni yaklaşımları tartışmak gerek. Şu anda Yeryüzü Eğitimi diye bir kavram tartışılıyor. Benim de çok önemsediğim bir yaklaşım. Biz geleceğin dünyasına nasıl bir çocuk bırakacağız? Bu dünyaya nasıl bir çocuk kazandıracağız? Gelecekte kaynakları tükenen bir dünya var, çocuk bu geleceği değiştirme potansiyeline sahip olmalı. Çocuk yeryüzüne bağlı olmalı, yeryüzü ile, doğa ile, insanlar ile ilişki  halinde olmalı. dolayısıyla eğitim sisteminin bunu öngörüp bu şekilde çocuk yetiştirmeye hizmet etmesi gerek. Yeryüzü Eğitimi ile ilgili daha çok okumalıyız. Geleceğe maruz kalan çocuk değil geleceği oluşturan çocuk yetiştirmek gerekiyor. Ebeveynler çocukların kendilerini gerçekleştirmelerini sağlamalı. Eğitimin en iyisi aslında birebir olanı. Çocuğa doldurulması gereken boş bir varlık olarak bakmayın, çocuğunuza çocukluğunu yaşama şansı verin. Emin olun çocukluğunu yaşama şansı olan bireyler tüm bu boşlukları tamamlar.” diyor Ali Koç.

Sosyal Medyada Ebeveyn Olmak

Sevgili Serdar Kuzuloğlu’nun bizlerle paylaştığı fikirler de epey düşündürücüydü. Çocuklarda elbirliği ile körelttiğimiz en büyük yeteneğin ‘MERAK’ olduğunu söyledi. “Oysa korumamız gereken en önemli şeylerden biri ‘Neden Sorusu’! Ama tam tersi olarak biz büyüdükçe ‘Neden’ sorusunu unutuyoruz. Sürekli soru sormalarını desteklememiz gerek. Eğitimden de en büyük beklentimiz ‘neden’ sorusunu sordurtabilmesi olmalı…” diyor.

Serdar Kuzuloğlu erken akademik eğitimin çocuğa zararı olduğunu söyledi ve ekledi: “Çocukların hiç boş vakti yok. Çocuklar sıkılmasın düşüncesiyle sürekli onların boş zamanlarını dolduruyoruz. Oysa ki yaratıcılığını kullanması için çocuğa sıkılacak zaman lazım. Sıkılsın ki düşünsün ve yeni şeyler yaratsın. Zeka ve yetenek birbirinden farklı şeylerdir. Zeka; öğrenme kapasitesidir. Yetenek ise yapabilme kapasitesidir. Günümüzde eğitimden herkesin en büyük beklentisi başarı. Ama herkesin başarı anlayışı ortak değil ve bu da büyük sorun. Başarının karşılığı genelde bizim beceremediklerimizi çocuklarımızın yapması oluyor, yani hep başkalarının hayallerini gerçekleştirmelerini bekliyoruz çocuklardan. Bizler de böyle büyüdük. Başarı kavramının içinde neredeyse bize ait hiçbir şey yok. Hepimiz kurallarını bizim koymadığımız bir oyunun mecburi oyuncularıyız. Aslında başarıdan çok sebat ve tutkuya bakmamız gerek. Çocuklar tutkuyla başladığı işi sebatla bitirebiliyor mu? Bugünün sorunu başarının bedelini anlamamamız. Başarının büyük çabalarla geldiğini anlatamıyoruz. Mesela Van Gogh’un hikayesini, Teo’ya mektupları okuyun… Van Gogh başarılı mıdır? Şu anda evet ama yaşarken hiç de öyle değildi. Okuldaki başarı ile hayattaki başarının arasında hiçbir bağ yok. Okulda çok başarılı olan, notları yüksek olan çocuk hayatta hiçbir baltaya sap olamamış olabilir. Başarılı olarak niteleyebileceğimiz çocukların iyi bir kariyeri olmayabilir. Okul ile hayattaki başarı arasında bence doku uyuşmazlığı var. Okullar hayatla ilgili bir şeylerin peşinde değil. O yük hala ailede.”

Çocuğunuzun Mesleğini Youtube Belirleyecek!

Çocukların teknoloji kullanımı ile ilgili düşünceleri sorulduğunda Kuzuloğlu, artık teknoloji çağında olduğumuzu kabul etmemiz gerektiğini, internetin aynı zamanda eşsiz bir bilgiye erişim kaynağı olduğunu unutmamamızı söyledi ve çocuklarımızın mesleğini ileride youtube kanallarının belirleyeceğine dikkat çekti. Ebeveynlere çocukların izledikleri içerikleri takip etmelerini ve bu içerikleri onların meraklarını körükleyecek, ilgilerini çekecek ve onlara neden sorusunu sorduracak içeriklere doğru yönlendirmelerini tavsiye etti.

Bu keyifli sohbete bizi de davet ettiği için Fide Okulları’na çok teşekkür ederiz. 🙂

 

 

Yorum Bırak